Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çin zulmü etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Tienenman’dan 26 Yıl Sonra

Çin'in gerçek yüzünü ortaya koyan, Pekin'in orta yerinde binlerce yurttaşını, dünyanın gözleri önünde hunharca katlettiği olayların 26. yıldönümü dolayısıyla, konuyla ilgili daha önce yayınladığım bir yazıyı yeniden paylaşıyorum: “Kalbimizin yarısı burdaysa yarısı Çin’dedir Ama Sarı Nehre doğru akanların değil Tienenman alanında ezilenlerin içindedir” Zülfü Livaneli’nin seslendirdiği “Asya/Afrika” şiirinden 4 Haziran günü, 1989’da gerçekleşen ve dünyayı sarsan Tienenman olaylarının 16. yıldönümüydü. (Bu özgürlük çağrısı yapan öğrenciler arasında Pekin’de öğrenim gören önemli sayıda Uygur Türkleri de vardı. Örneğin, hareketin liderlerinden birisi, Örkeş Nur Muhammet Devleti adlı bir Uygur öğrenciydi.) Bu yıl, bazı küçük ayrıntılar ve “dipnot”lar dışında pek hatırlayan olmadı. Halbuki bu, Çin’in olduğu gibi, dünya tarihinin de en önemli hürriyet taleplerinden biriydi ve çok kanlı bir şekilde bastırılmasına rağmen, arkasında unutulmayacak izler bırakarak sona erdi. Şüphe...

Uygurlar: Absürd Bir Tutsaklık Hikayesi belgeselini izlerken...

“TRT Belgesel Günleri”, dün akşam muhteşem bir belgesel filme açıldı. (Yönetmen: Patricio HENRIQUEZ / 98 dakika / Kanada. "Uygurlar: Absürd Bir Tutsaklık Hikâyesi" isimli sinema tadındaki belgesel, ABD'nin Afganistan'ı işgali sırasında, haksız yere tutsak edilen ve suçsuzlukları anlaşıldığı halde –ama anlaşılamayan bir tutumla- yıllarca Guantanamo Esir Kampı'nda tutulmaya devam eden 22 Uygur'un hikâyesini anlatıyor. Belgesel, Çin’in insanlık dışı zulüm ve baskısı altındaki Doğu Türkistanlıların dramına ışık tutup bu drama sessiz kalan dünyanın lakaytlığını da ortaya koyarken, insaniyetini kaybetmemiş bireylerin de inanç ve dillerine bakılmaksızın dünyanın her yerinde var olabildiğini gösteriyor. Ancak, belgesel filmden ortaya çıkan temel mesaj şu: Vatansız olmak, aslında var olmamaktır. Bu ise bana 2006 yılında Azerbaycan’da bulunduğum sırada, yine bu konuyla ilgili, Guantanamo’dan Arnavutluk’a gönderilen ilk grup Uygur tutuklunun durumundan yola çıka...

2014'te Doğu Türkistan - II

Bugün Doğu Türkistan’da Durum Ne?               1949’dan beri milyonlarca Çinli Doğu Türkistan’a akmakta ve Uygurlara ait yerleşim yerleri ve topraklara yerleştirilmektedir. 1949’da 220.000 civarında olan Çinli nüfus, bugün Çin’in resmi rakamlarına göre bile 8 milyonu aşmıştır. Gerçek Çinli göçmen nüfusun ise açıklanandan çok daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. Doğu Türkistan’da inşa edilen sanayi sahalarında Çinliler istihdam edilmekte, kamu ve özel şirketlerde Uygurlar ancak sınırlı sayıda ve alt düzeyde iş bulabilmektedir. Uygurlar arasından işsizlik oranı son derece yüksektir ve nüfusun %80’ine yakını kırsal alanda, dünyanın en düşük kişi başı gelire sahip toplumu olarak ilkel şartlarda yaşamaya mahkûm durumdadırlar. Gerek kamusal alanda gerekse günlük hayatta Uygurlara ayrımcılık uygulanmakta, kendi anayurtlarında Çinli göçmenlerle dahi eşit hakka sahip olamamaktadırlar. Her fırsatta Çinli yetkililerin aşağılamasına ve hakaretine maruz...

2014’te Doğu Türkistan - I

2014 yılı, Doğu Türkistan tarihinin en kanlı ve hareketli yıllarından biri oldu. Gerek Çin’de gerekse Doğu Türkistan’da yaşanan kitlesel olaylarda, Çin resmi rakamlarına göre 304 kişi öldürdü, 58 Uygur idama mahkûm edildi. Bireysel olaylarda katledilen Uygurlarla, dış dünyanın haberdar olamadığı katliam ve idamlarla gerçek sayının ise bu rakamların çok üstünde olduğu tahmin ediliyor. Genel Durum 2014 yılı, Doğu Türkistan’da yaşananlarla ilgili haber yapan yabancı basın organlarının web sitelerinin bloke edilmesi, Hoten şehrinde 6 aylık hamile bir kadına zorla kürtaj yapılması ve Uygur insan hakları savunucusu bilim adamı Prof. İlham Tohti’nin gözaltına alınması ve Doğu Türkistan’daki tarihi yerleşim yerlerinin zorla boşaltılması haberleri ile başladı. Sonraki günlerde, Çin’in çeşitli bölgelerinde ve Doğu Türkistan’da meydana gelen bazı bıçaklama ve patlama olayları Uygurlara mal edilerek toplu katliamlar, tutuklama haberleri yayıldı. Özellikle, 28 Ekim 2013’te Pekin’de Tiana...

YARKENT’TE NELER OLUYOR?

Her şey bayramın ilk günü Doğu Türkistan’ın kadim şehirlerinden biri olan Yarkent’te masum bir protesto gösterisi ile başladı. Amaç, daha birkaç gün önce Yarkent’in bir köyünde aynı aileden 18 kişinin Çin güvenlik güçlerinde katledilmeleri ve faillerle ilgili hiçbir işlemin yapılmayışını protesto etmekti. Ramazan’ın ifasını tüm ülkede yasaklayan Çin, iftar sofrasına sebepsiz yere baskın yapmış ve bir aileyi toptan yok etmişti. İşte Yarkent halkı, bu acımasızlığı, devlet terörünü dile getirmek, haksızlık karşısında sesini yükseltmek için Ramazan Bayramı’nın birinci günü olan Pazartesi günü toplanıp yürümek istediler. Normal bir ülkede, sıradan bir hadise olan bu protesto hakkı, Çinli yetkililerce ayaklanma olarak lanse edildi ve dört bir yandan açılan ateş sonucu onlarca masum insan, -protesto sonrası birbirleriyle bayramlaşmak için toplanan insanlar- öldürüldü, yaralandı. Ertesi gün, tüm Çin medyası, ki hepsinin devlet güdümünde olduğunu söylemeye gerek yok, olayı bir “İslami ...